MİSAFİR YAZARLAR
Ahmet Altan
Uludere ve yalanlar
Haci Bozkurt
Hesap Sorulsaydı.
Ziya Aktaş
Hakikatın Yerini Hevâ ve Hevesin Alması
Nevin Duyar
ALLAH’IN YARDIMI İNANLAR ÜZERİNDEDİR
SON VİDEOLAR
  • Eco - Kolbastı Kürtçe
  • Turan Şengül - Nızanım
  • Heme Heci - Gulamın
  • Turan Şengül Martı
  • Nurettin Rençber - Karagül
  • Nurettin Rençber - Yalan
  • Ahmet Kaya - Cenaze Töreni
  • Kahtalı Mıcı-Siz Gidin Biz Gelog
  • Deniz Toprak - Hazan Nedir
  • Doğa İçin Çal 2 - Uzun ince bir yoldayım
  • Nurettin Rençber - İçimdeki Ateş
  • Kahtalı İbo - Mışko
  • YENİ PROGRAMLAR
  • Samsung Kies 2.3.1
  • HTC Masaüstü Hava Durumu Widget 3.0
  • eXPert PDF Reader 8.0.520
  • EMDB 1.48
  • Süper Ajandam 1.0.3.6
  • IncrediMail 2.6.29.5203
  • Flitskikker InfoTool 3.1.0
  • EmlakYonet PRO Emlak İlanı Yönetimi Programı 0.1
  • Maxthon 3.3.8.2000
  • Codec 8.4e
  • E-RANDEVU
    Yazara Ait Tüm Yazılar
      Ahmet Altan

              ahmetaltan111@gmail.com
             BİZ VE SEVİLMEK

    Her insanın, başkalarının bilmediği, görmediği gizli bir görüntüsü yansır kendi içine.

    Bu görüntü, çırpıntılı bir suya vuran gölge gibidir, kendi içimize eğildiğimizde kendimizi her an aynı biçimde görmeyiz, sürekli kıpırdayan duygularla oynaşan o sudaki aksimiz bize bazen zaaflarımızı, bazen gücümüzü, bazen eksikliğimizi, bazen fazlalığımızı gösterir.

    Sürekli değişen o çalkantılı gölgeyi alır, onu, herkese göstereceğimiz bir resim haline getirmeye uğraşırız.

    İçimizdeki kıpırtılı gölgeyi dışarıya, aklımızın fırça darbeleriyle değiştirip kıpırtısız bir tablo olarak yansıtırız.

    Sadece kendimizin gördüğü içimizdeki gölgeyle, dışarıya yansıttığımız, herkesin gördüğü resim arasındaki farklar, bizim sırrımızdır.

    Bu sır, hepimizi kuşkulu, kırılgan, endişeli yapar.

    Sürekli taşıdığımız bu kırılgan yaradan kurtulmak, dışarıya yansıttığımız resmin asıl kimliğimiz olduğuna hem kendimizi hem de başkalarını ikna etmek için uğraşmak, sanırım hayatımız boyunca hiç bitmeyen, tükenmeyen gizli ve tehlikeli maceramızdır.

    Başkalarını inandırmak belki daha kolaydır.

    Ama kendimizi inandırmak?

    Asıl zor olan odur.

    Gördüğümüz gölgenin beğenmediğimiz kırılmalarının gerçek olmadığına, beğendiğimiz her kımıltısının ise gerçek olduğuna inanmamız için başka birinin yardımına muhtacızdır.

    Bizi sevecek, bizi içimizdeki yansımanın, görmek istediğimiz tabloya uygun olduğuna inandıracak birine ihtiyaç duyarız.

    Beğenmeleri yetmez bizi ikna etmeleri, sevmeleri gerekir.

    Kendi gerçeğini bilen, gören, hisseden ve bu gerçekten kurtulmak isteyen insanoğlunun tek tedavisi, başkasının kendisine duyacağı sevgidir.

    Dünyadaki bütün insanlar arasından bir tanesini seçeriz, bizi, bizim çırpıntılı ve değişken bir gölge değil, iyi boyanmış, güzel ve çekici bir tablo olduğumuza inandırması için.

    O insanı nasıl seçtiğimizi bilmiyorum.

    Kimin “o insan” olması gerektiğine nasıl karar verdiğimiz, en azından benim için bir meçhul.

    He zaman merakla baktığım ama asla çözemediğim bir bilmece gibi durur bu soru önümde, “kimi, niye seçiyoruz?”

    Bunun, yeryüzündeki her seçimi açıklamaya yetecek tek bir cevabı olduğunu sanmıyorum.

    Doğrusu, henüz farkında olmadığımız “gizli bir haberleşme” yöntemimiz olduğuna inanmaya daha meyyalim, aklın ya da duyguların değil, bilemediğimiz birçok algıdan süzülen bir “sezginin” bizi bu seçime götürdüğünü düşünüyorum.

    “Bir şey” bize, “senin içindeki sürekli kımıldayan kuşkulu gölgenle, dışındaki resmini birleştirecek, teke indirecek olan budur” diyor sanki.

    Ve, işin acıklı yanı, o “şey” her zaman da doğruyu söylemiyor, bazen yanlış seziyor, yanlış seçiyoruz.

    İşte, o zaman dram başlıyor.

    Bizi “birleştirmesini, teke indirmesini, kuşkularımızı gidermesini” istediğimiz insan bizi sevmediğinde, kendi içimizdeki o sürekli değişen görüntülerden yapıp dışarı yansıttığımız parlak tablo paramparça olur, içimizde kıpırdanıp duran çalkantılı görüntünün gölgeleri artar, bizi endişelere sevkeden karanlıkları çoğalır, kendimizle ilgili kuşkular büyük bir salgın gibi her hücremizi esir alır ve bütün ruhumuz sürekli sancıyan büyük bir yaraya dönüşür.

    Mantıklı davranış, “bu değilmiş” deyip yoluna devam etmektir ama bunu diyemeyiz, çünkü mantığımız da o ateşli hastalığın etkisiyle kuruyup kavrulmuş, bizim için bütün inandırıcılığını kaybetmiştir.

    O zaman, kendi üstümüze kapanıp bir hayvan gibi yaramızı yalayarak kendimizi iyileştirmeye uğraşırız.

    Ya da...

    Yaralı bir hayvan gibi saldırırız, kendi gücümüzü kendimize, bizi sevmeyeni cezalandırarak göstermek isteriz.

    Bu ikinci yolu seçecek kadar ilkel olanların önünde vahşete giden ürkütücü bir yol açılır.

    O yolun çeşitli merhaleleri vardır ama son menzil ölümdür.

    Yol boyundaki hiçbir durağa uğramadan o son menzile ulaşanlar bizim gibi toplumlarda çok olur, onlar öldürürler, kendi ruhlarını kurtarabilmek için başka bir ruhu yok ederler.

    Bıçaklarlar, döverler, vururlar, bazen sadece birini değil, Osmaniye’deki korkunç olayda olduğu gibi o “birinin” yanındakileri de öldürürler.

    Bunun cezası ağırdır ama asıl ceza bütün ömrünü hapiste geçirmek değildir.

    Bence asıl büyük ceza, “sevilmeyen” birinin cevabını en çok merak ettiği sorunun, “beni niye sevmedi” sorusunun gerçek cevabını bilen tek kişinin de ebediyen susmasıdır.

    Öldüren insan, ölene kadar o soruyla yaşar:

    “Beni niye sevmedi?”

    Onun için ben, katillerin öldürmelerine değil, bu sorunun cevabını ebediyen bir karanlıkta bırakmayı göze almalarına şaşarım.

    O soru orada öyle dururken bir daha asla gölgesiyle resmini birleştiremeyecek, hep paramparça kalacaktır çünkü.
    2012-02-23
    302  kez okundu
    YORUMLAR
    Son Yazıları:

    Uludere ve yalanlar
    Karanlıkta Kupa
    Poşu
    Şike ve başkanlık
    Mahşer
    Tek kişilik millet
    Bir, iki, üç hop...
    BEYAZ TAVUS KUŞU
    Şuur
    Din, ahlak ve kasaba
    YORUMLAR
    Kahta Eğitim-Bir- Sen: HÜKÜMETİN TEKLİFİ ALANLARA DAVETTİR
    Eğitim-Bir-Sen Kahta Şubesi Hükümetin teklifini değerlendirerek, hükümetin memurları alanlara davet ettiğini bir Basın Bildirisi ile duyurdu.
    Kahta Hacıbey İlköğretim Okulu Kızları Voleybolde İl Birincisi
    Hacı Bey İlköğretim Okulu Adıyaman ilinde düzenlenen küçük kızlar voleybol turnuvasında kulüp bazında il birincisi oldu ve ilimizi temsilen Gaziantep’
    HAVA DURUMU
    Saat Hava Durumu Sıcaklık °C
    05:00 Gökyüzü bulutlu 19 oC
    08:00 Gökyüzü bulutlu 24 oC
    11:00 Hafif yağmur 25 oC
    14:00 Gökyüzü bulutlu 24 oC
    KRALOYUN02.COM
    GÜNLÜK GAZETELER
    Burçlar - Burç oku - Fal Günlük yorumlar
    Günlük Burç Yorumları
    | iletisim |   3 Boyutlu Nemrut | Son Depremler | Google | Youtube
    Webmaster: (0530 528 9662) Rss Feed Haber Akışı...