Maalesef, internet ve elektronik posta hayatımızın bir parçası oldu. “Maalesef” diyorum çünkü internet kullanmak, eninde sonunda size erişim hizmeti sağlayan firma ile bir etkileşim içine girmek demektir. Elektronik posta hizmeti sağlayan firmaların elinde oyuncak olmak, tabir-i caiz ise “salak muamelesi” görmek sanki bu işin ayrılmaz bir parçası olmaya başladı.
Efendim, bendeniz özel ve işimle ilgili yazışmalarımı Türk Telekom’un sağladığı –veya sağlayamadığı(!)- bir posta adresi ve ADSL modem ile gerçekleştirmeye çalışıyorum. 2 eylül perşembe günü öğleden sonradan itibaren, bendeniz elektronik postalarımı alamaz oldum. Sürekli olarak “şifrenizi giriniz” gibi bir uyarı çıkıyordu. Şifreyi girdikten sonra da aynı uyarı bir kez daha çıkıyordu. Anlaşılan benimle kafa buluyorlar diye karar verdim. Tabii ki böyle durumlarda hep yaptığım gibi Türk Telekom’un teknik destek telefonlarını aradım. Ama sonuç nafile...
Teknik destek hattını aradığınız zaman size en az beş dakika birtakım anlamsız reklamlar dinletiyorlar. Bu işkence bittikten sonra, muhtelif anonsları dinleyip, çeşitli numaralara basıyor ve nihayet teknik destek noktasına ulaşıyorsunuz. Daha sonra ise telefon numaranızı girip beklemeye başlıyorsunuz. Genellikle o noktada telefon kapanıyor. Kendi kendinize, “yahu acaba ben yanlış bir düğmeye mi bastım” sorusunu sormanız anlamsız. Kendinize küfretmenize gerek yok, hat kendiliğinden kapanıyor. Türk Telekom’un suratınıza telefonu kapatma yönteminin çok ince tasarlanmış bir taktik olduğunu itiraf etmeliyim.
Eğer, şanslı bir kullanıcı iseniz, nihayet karşınıza bir vatan evladı çıkıyor. Aşırı kibar olmaya çalışan birinden “efendim bir çalışma var, ne zaman biteceği konusunda bize bir bilgi iletilmedi” gibilerden boş bir cevap alıyorsunuz. Telefon başında yarım saatinizin harcandığına mı yanarsınız, işinizin çözülmediğine mi küfür edersiniz. O sizin bileceğiniz bir iş. Bu arada, yaptığınız telefon konuşmasının da parasını ödüyorsunuz tabii. Türk Telefon kendi reklamlarını size dinletiyor ve de o konuşmanın karşılığında para ödüyorsunuz, iyi mi?
Peki, biz kullanıcılar açısından, örneğin, şu konularda bazı taleplerde bulunmak mümkün değil mi?
1- Bildiğiniz gibi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ara sıra tamirat veya iyileştirme çalışmaları yapar. Gazetelere ve TV kanallarına haber verilerek, İstanbul’un bazı semtlerinde belli gün ve saatlerde su kesintisi yapılacağını açıklar. Siz de işinizi ona göre ayarlarsınız. Acaba, Türk Telekom için bizlere birer mail yollayarak şu gün ve saatler arasında elektronik postalarınıza ulaşmanız mümkün olmayacak, size daha iyi hizmet verebilmek için buna mecburuz diye haberdar etmek çok mu zor?
2- Biz tüketiciler, Türk Telekom gibi servis sağlayan firmalarla aylık ödeme anlaşması yapıyoruz. Peki, ayda üç gün bizlere servis sağlanmadığı için acaba bizlere her ay sonu kesilen faturadan hizmet verilmeyen üç günün parasını düşmek gerekmez mi? Bu sorunun cevabını bilemiyorum. Fakat bu firmaların faaliyetlerini düzenlemekle yükümlü bir kamu kuruluşu olan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan bir açıklama bekliyorum.
Bildiğiniz gibi, Türk Telekom eskiden bir kamu firmasıydı. Cennet vatanımızda kamu firmalarının sahip olduğu her türlü hoyratlığa ve “vatandaşa köpek muamelesi yapma” alışkanlıklarına sahipti. 2005 yılında özelleştirildi. 6,5 milyar dolara eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri’nin şirketi olan Oger Telecom tarafından satın alındı. Toplam çalışan sayısının 56.000 kişi olduğu söyleniyor.
Peki, Türk Telekom’un özelleştirilmesiyle servis kalitesinde bir düzelme veya benim gibi tüketicilere verilen hizmetin iyileştirilmesinde bir gelişme oldu mu? Benim bu soruya cevabım hayır! Kendi deneyimlerimden çıkardığım sonuç budur.
Dün yurtdışından gelen bir eski öğrencim ile buluştuk. Zavallı bana elektronik posta yollayıp görüşmek istediğini yazmış. Tabii ki bu mesaj bana ulaşmamış. Sonra telefon etti ve görüştük. Kendisine durumu anlattım. “Aman Hocam, böyle davranan bir firmayla neden çalışıyorsunuz. Değiştirin gitsin!” dedi.
Evet, öğrencim haklı galiba. Cennet vatanımızda, bir kamu firmasının özelleştirilmiş olması onun daha iyi hizmet vermesine yetmiyor herhalde. Bu tür firmalarda mülkiyetin değişmesi şirketinin yönetim felsefesinin evrim geçireceği anlamına gelmiyor. Firmayı değiştirmek daha makul bir çözüm olsa gerek...
ayhanaktar@gmail.com
|