Sincik Taşkale doğumlu olan ibrahim Turmis bu sene Sofya da IFAG adlı Fransız Enstitüsü nde AB üzerine burslu yüksek lisans yapıyor. IFAG dünyanın çeşitli yerlerinde yerleşkesi bulunan bir enstitü. Sofya daki yerleşkesinde 20 ülkeden öğrenci bulunuyor. Ve her ülkeden sınav ve mülakatla seçilmiş ikişer üçer öğrenci var.

Okulda 20 ülkeden öğrenci olduğu için, belli aralıklarla ülke sunumları oluyor. Bu sunumlarda Ülkenin tarihi, ekonomisi, kültürü, mutfağı gibi belli konular tanıtılıyor. Türkiye sunumunda Adıyamanı tanıtıldı. Sunuma Büyükelçilikten Kültür Ataşesi Esin Saraç da katıldı. Sunum oldukça beğenen 20 farklı ülkeden öğrenci Adıyaman ve Nemrutu çok merka ediyorlar. En kısa zamanda Adıyaman’a gelerek Nemrut Dağı’na çıkmak istiyorlar.
Türkiye’den seçilen iki öğrenciden biri olan İbrahim Turmis ; Adıyaman Sincik ilçesine bağlı Taşkale Köyü doğumlu. Bize bu konuda ayrıntılı bilgiler ve resimler gönderen arkadaşımızın kaleminden ayne sizlere aktarıyorum..
Sofya’da bulunan ve bünyesinde 20 ülkeden öğrenciyi barındıran IFAG adlı Fransız Enstitüsü’nde yüksek lisans yapıyorum. Aynı okuldaki Türk arkadaşım Sinem Atmaca ile birlikte, Türkiye’yi ve kültürel değerlerimizi dünyaya daha iyi tanıtmak, ülke turizmine katkıda bulunmak ve Avrupa Birliği sürecinde Türkiye’nin karşısına çıkan birçok önyargıyı ortadan kaldırmak amacıyla Türkiye tarihi, ekonomisi ve kültürü gibi birçok konuda detaylı bilgiler veren çok etkili bir sunum gerçekleştirdik. 20 ülke sunumunun yapıldığı Enstitü’de Türkiye sunumu, en beğenilen sunumların başında yer aldı. Sunum sonrası farklı milletlerden ve kültürlerden olan öğrencilerin Türkiye hayranlığını ve Türkiye’ye bakış açılarındaki değişimi görmek mümkündü. Ayrıca İstanbul ve Adıyaman resimleri salondakiler tarafından ilgiyle karşılandı. Şimdilik sıradaki proje 20 milletten öğrenciyi barındıran Enstitü’ye İstanbul ve Adıyaman gezisi yaptırmak.
Türkiye Sunumu
Öncelikle bu sunum için Sinem arkadaşımla yaklaşık olarak bir ay çalıştığımızı söylemek istiyorum. Zira Türkiye gibi bir ülkeyi, tarihi, kültürü anlatabilmek o kadar da kolay değildi ve biz bu sorumluluğun altından hakkıyla kalkabilmenin telaşını yaşıyorduk. Bizimle beraber sunumda yer alan ve Türkiye tanıtımına katkıda bulunan Bulgar arkadaşımız Petia Hasabalieva’ya da katkılarından dolayı teşekkür ediyorum.
Sunum başlıkları: Tarih, siyaset, ekonomi, uluslar arası kuruluşlarla olan ilişkiler, kültür, resim, edebiyat, müzik, zanaatçılık, mutfak ve turizm.
Sunuma Atatürk’ün belirttiği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilkesi olan “Yurtta sulh cihanda sulh” sözüyle başladık. Osmanlı devleti hakkında genel bilgiler verdikten sonra Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu ve gelişmesini anlattık.

Ekonomi kısmında Türkiye’nin endüstri sektöründe özellikle beton, tekstil, tütün, cam, çelik ve taşıt üretimi gibi söz sahibi olduğu sektörlerden bahsettik. Bildiğimiz gibi Türkiye otobüs üretiminde Avrupa birincisi, demir, çelik ve çimento üretiminde ise Avrupa 3.sü. Ayrıca Türkiye, Çin’in son yıllardaki atağına rağmen hala tekstil pazarında önemli bir yere sahip.
Cumhuriyetin kuruluş yıllarından günümüze kadar endüstri ve hizmet sektörünün payının ciddi bir şekilde artıp tarım sektörünün payının azalmasına rağmen, Türkiye’nin tarım ürünleri üretiminde özellikle Avrupa ülkeleri ve Rusyaya önemli bir ihracatı bulunmakta. Özellikle domates, salatalık, biber, karpuz gibi ürünlerde Dünya üretiminin azımsanamayacak bir bölümünü karşıladığını söyleyebiliriz. Ayrıca bu bölümde Türkiye’nin nüfus yapısı, gayri safi milli hâsılası, ihracatı, ithalatı gibi birçok konuda bilgiler verdik.
Daha sonra Türkiye’nin Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Konseyi, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, İslam Konferansı Örgütü ve özellikle de Avrupa Birliğiyle ilişkileri hakkında detaylı bilgiler verdik.
En çok merak edilen kısım da tabiî ki kültür kısmı oluyor. Burada açıkçası Anadolu gibi 3 kıtanın birleştiği bir yerde ve tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış bu toprakların kültürünü, zenginliğini ve hoşgörüsünü daha iyi anlatabilme telaşına kapıldık. Hayatlarında Türkiye’nin ismini nadir duymuş insanların da olduğunun bilincinde olarak, onlarda nasıl bir izlenim bırakabiliriz heyecanını yaşıyorduk. Burada her zamanki gibi hazreti Mevlana yetişti imdadımıza ve o ünlü mü ünlü, büyülü mü büyülü sözlerle başladık: “ Gel ne olursan ol yine de gel”. Anadolu kültürünü ve hoşgörüsünü bundan daha güzel açıklamak nasıl mümkün olabilirdi? Bir de semazen gösterisi izletince, salonun o esrarengiz büyüye kapılıp gittiğini görmek çok da zor değildi. Mevlana içimize su serptikten sonra Hacivat ve Karagöz bizi bekliyordu…
Edebiyat kısmında ise Yunus Emre’den başlayıp, Dede Korkut’a ordan Fuzuli’nin Leyla ile Mecnununa sonrasında ise çağdaş Türk edebiyatından Yaşar Kemal, Atilla İlhan ve Orhan Pamuk gibi birçok edebiyatçıyı öğrencilerle buluşturduk.
Türk müziğine gelmişti sıra ve yine bir zenginlik bizi bekliyordu. Burada da klasik Türk müziği, folklorik müzik, askeri müzik, pop ve çağdaş müzik olmak üzere her bölümden ufak parçalar dinlettirdik dinleyicilere.
Derken sıra Türk mutfağına gelmişti ve herkes Türk mutfağının güzelliğini daha birkaç gün öncesinden yaptığım kuru fasulyeden anlamıştı. Ekrandaki baklava resmi de herkesin iştahını kabartmıştı açıkcası. Döner, kebap, dolma, börek, kuru fasulye, Türk kahvesi, boza, güllaç gibi bir çok şeyi seve seve anlattık. Tabiki Adıyamanlı biri olarak çiğköfteyi unutmam da mümkün değildi. Burada Adıyamanlı çiğköfte üreticisi abilerime Bulgaristan’a yatırım yapmaları konusunda tavsiyede bulunabilirim. Istanbul’da son zamanlarda oldukça popüler olan bir tat. Ve Bulgaristan gibi bir yerde hele öğrencilerin yoğun olduğu yerlerde çok rağbet göreceği inancındayım. Hakeza bunun gibi bir çok alanda yatırım açığı var, ve Avrupa Birliği’ne girişinden sonra yatırımlarında ciddi artışlar olan bir ülke Bulgaristan. Buna rağmen ülkede birçok alanda inanılmaz bir açık, yada fırsat var diyebiliriz.
Sunuma desteklerinden dolayı Büyükelçimiz sayın Mehmet Gücük ve Kültür Ateşemiz Esin Saraç Hanıma da çok teşekkür ediyorum. Esin Hanım bizzat programa katıldı ve bizi yalnız bırakmadı.
Biz sunumu anlatırken arkadaşlarımız yan salonda duran ve Esin Hanımın getirdiği şeker pare, kabak tatlısı ve ıspanak böreği gibi birçok ünlü Türk lezzetini düşünüyorlardı.
İstanbul, Adıyaman ve Türkiye’nin dört bir yanından resimlerle bitirdik sunumumuzu. Arkadaşlarımızın gözündeki Türkiye imajını, sevgisini ve hoşgörüsünü görmenin mutluluğunu yaşıyorduk. Türk insanın sıcaklığını, misafirperverliğini elimizden geldiğince yaşatmaya çalışıyorduk ve çok şükür kısa bir sürede de sevilmiştik. Hatta arkadaşlarım daha okulun ilk günlerinde bir Bulgar arkadaşımla beraber beni bölüm temsilciliğine de seçmişlerdi. Biz Rabbimizden bu zor ama oldukça heyecan verici görevi en iyi şekilde yapabilmeyi, o anlatılmakla bitmeyecek güzel kültürümüzü, tarihimizi ve hoşgörümüzü dillendirebilecek nice günler nasip etmesini ümit ederken,
Arkadaşlarımız ise bu ufak Türkiye gezisini bitirmenin hüznünü ve aynı zamanda da yan salonda duran tatlılara kavuşmanın sevincini yaşıyordu…
IFAG HAKKINDA
IFAG( Institut de la Francophonie pour l’Administration et la Gestion), Uluslar arası Frankofoni Organizasyonu ile Bulgaristan Hükümetinin Ekim 1993 yılındaki ortak kararı ile Sofya’da kurulmuş ve Ekim 1996 yılında eğitime başlamıştır. Üniversitelerarası Frankofoni Ajansını oluşturan 88 ülkedeki 728 kurumdan birisidir. Enstitü günümüz dünyasının kaliteli yönetici ihtiyacını karşılamak üzere özellikle Orta ve Doğu Avrupa’daki frankofon öğrenciler için kurulmuştur. Bünyesinde Mastır ve doktora programları mevcuttur. Mastır programları, Master en Administration des Entreprises(Şirket Yönetimi) ve Master en Gestion Publique Européenne(Avrupa Kamu Yönetimi) olmak üzere ikiye ayrılıyor. Bu dönem 13. Mezunlarını verecek olanın IFAG’ın bünyesinde 1 Arnavut, 1 Belaruslu, 35 Bulgar, 6 gürcü, 3 kazak, 1 Lübnanlı, 1 Makedon, 1 faslı, 5 Moldov, 2 Polonyalı, 2 Romanyalı, 3 Rus, 1 Senegalli, 1 Sırp, 1 Togolu, 1 Tunuslu, 2 Türk, 8 Ukraynalı ve 3 Vietnamlı olmak üzere toplam 79 öğrenciyi bulundurmaktadır. Giriş için yazılı bir sınav yapılmakta ve bu sınavdan başarılı olan öğrenciler mülakata girmeye hak kazanmaktadırlar. IFAG’dan şu ana kadar 11 Türk mezun olmuştur. Başvuru için kurumun internet sitesinden gerekli bilgilere ulaşmak mümkün, önümüzdeki sene için son başvuru tarihi 9 nisan 2010.
“Master en Administration des entreprises bölümü ortakları:
· l’Université de Nantes (IEMN),
· l’Université Paris XIII,
· l’Université de Liège,
· HEC Montréal,
· l’Académie d’études économiques de Bucarest,
· l’Université d’économie nationale et mondiale, Sofia
· la Nouvelle Université Bulgare,Sofia
Bu bölümden mezun olanlar Fransa Nantes Üniversite’si diploması alıyorlar.
« Master en Gestion Publique Européenne » bölümü ortakları :
· l’Université de Liège (HEC)
· l’Université de Grenoble
· l’Institut national d’administration,Bucarest
· l’Institut d’administration publique, Sofia
· l’Académie d’administration publique, Chisinau
Bu bölüm mezunları ise Belçika Liege Üniversite’si diploması alıyorlar.
Ben ve Sinem Atmaca arkadaşım bu bölümde okumaktayız.