Hükümet Kürt açılımında samimi mi? Bu soruyu PKK lehine slogan attıkları ve polise taş attıkları iddiasıyla yargılanan ve hapse tıkılan binlerce çocuğa soracak olursak cevapları büyük ihtimalle “Hayır” olacaktır. Sayıları üç bin civarına ulaşan olan bu çocukların dramına sütunumda daha önce de yer vermiştim. Üstünden üç ay geçti, çok laf edildi ama sorunlarını çözmeye yönelik hükümet tarafından herhangi somut adım atılmadı. Talep edilen, sadece çocukları değil kendisini özgürce ifade etmek isteyen herkesi terör örgütü adına faaliyet gösteriyor suçlamasıyla karşı karşıya getiren TCK’nın 314/3‑220/6 nolu, ayrıca örgüt propagandası tanımını yapan TMK’nın 7/2 maddelerinin yeniden düzenlenmesi ve çocukların yetişkinler için tasarlanan Ağırceza Mahkemelerinde katiyetle yargılanmamalarıydı. Askerî personelin sivil mahkemelerde yargılanmalarını gece yarısı mesai yaparak sağlayan hükümet nedense bu konuda en ufak bir girişimde bulunmadı. Çocuklar tutuklanıp yargılanmaya devam ediliyor.
Sorunun en ağır yaşandığı iller arasında Adana’da İnsan Hakları Derneği şube sekreteri ve Çocuk Hakları Komisyonu Sözcüsü Ethem Açıkalın öfkesini gizlemekte zorlanıyor. “Devlet bu çocuklara dağın yolunu gösteriyor” diyor.
Son 14 ay içersinde sadece Adana’da 87 çocuk aynı maddelerden hüküm giymiş, iyi hal ve yaşlarından ötürü yapılan indirimlerden sonra toplam 411 yıl 5 aya mahkûm edilmişler. Bu davaların hepsi Yargıtay’da. Çocukların yedisi Pozantı Çocuk Cezaevi’nde yatıyor. Koşullar berbat. Açıkalın’ın verdiği bilgiye göre sayım esnasında “Hazır ol” komutuna uyarak ayakta beklemek zorunda kalıyorlar, doktor muayenesine götürülürken “pis teröristler” diye bağıran jandarmalar tarafından şiddete maruz kalıyorlar. Doktorlar ise çocukları doğru dürüst muayene etmeden ellerine birer ağrı kesici sıkıştırıp yolluyor. Gözaltı esnasında yedikleri dayaklar da işin ayrı bir vahamet boyutu.
Bu koşullara isyan eden üç çocuk yakın zamanda açlık grevine başlamış. İHD’nin araya girmesiyle eylemi bırakmışlar, “Ancak bir tanesi ceza olarak Kozan Cezaevi’ne sürgün edildi,” diyor Açıkalın. “Maksat diğerlerine gözdağı vermekti.”
Evet, Kürt açılımıyla yatıp Kürt açılımıyla kalkıyoruz ama çözümü hiç de o kadar zor olmayan bu insanlık ayıbı devam ediyor.
Konuyla doğru dürüst ilgilenen bir AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt var. Bir de CHP milletvekili Gaye Erbatur. Açıkalın ile sürekli temas halindeler. Çocukların dosyalarını takip ediyorlar. Kurt’un Adalet Bakanı Saadullah Ergin ile konuyu görüştüğünü, mevzuat değişikliği için bastırdığını biliyoruz. Bu arada DTP milletvekili Sevahir Bayındır’ın Meclis’e sunduğu ilgili yasalarda değişiklik önergesi var. Toz biriktirip duruyor.
Kürtçe ezan, üniversitelere Kürtçe edebiyat bölümleri kurmak, bunların hepsi iyi hoş fikirler ama şu kavurucu sıcakta bizlerin çocukları plajlarda filan eğlenirken dört duvar arasına hapsolmuş o çocukların durumunu düşünen yok mu?
Meslektaşımız Balçiçek Pamir’in Habertürk gazetesindeki yazısına göre, çocuklar adına girişimde bulunan Adalet Çağrıcıları isimli oluşum, konuyu Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmek için randevu talebinde bulunmuş ancak “Gül’ün yoğun programından dolayı değerlendirilememektedir” cevabını almış. Pamir’in bu konudaki hayal kırıklığı ve şaşkınlığını ben de paylaşıyorum, herhalde Cumhurbaşkanı doğru bilgilendirilmedi diyorum. Ve yine Pamir’in dediği gibi “çocuklar için gözyaşı dökmek için ille onların Filistinli mi olması gerekiyor?” Veya Uygur, veya Çeçen. Ha bu arada BBC’ye konuşan İsrailli emekli bir komutan, İsrailli askerlere taş atan 9 ile 17 yaş arasındaki Filistinli çocuklara nasıl işkence yapıp dövdüklerini sonra da hapse tıktıklarını anlatmış. Efran Effrati “Hâlâ rüyalarıma giriyorlar” demiş. Bizim buralarda rüyalarına Kürt çocukları giren var mıdır acaba?
www.taraf.com.tr
|