CHP lideri Deniz Baykal “kozmik odadan kozmik patates çıktı” demiş. Ardından erken seçim talebinde bulunmuş. Eğer gerçekten erken seçim olursa (sanmıyorum ama tabii Türkiye’de her an her şey olabilir) CHP’ye ancak Baykal’ın ifadesiyle “patates” çıkar diye düşünüyorum.
Türk demokrasisinin, askerî vesayet ve bu vesayeti meşrulaştıran anayasanın yanı sıra en derin sorunu muhalefetteki kocaman boşluk. Bunu çocuklar bile söylüyor artık.
“Otoriter tek parti rejimine doğru gidiyoruz” serzenişlerinde bulunanlar eleştiri oklarını AKP’ye değil, esas CHP’ye yöneltmeliler.
Son zamanlarda CHP bayağı da ‘öldürücü’ muhalefet yapıyor. Nasıl mı?
Buradan buyurunuz: İnsan hakları konusundaki duyarlılığıyla tanıdığımız CHP milletvekili Algan Hacaloğlu sigara yasağının 2015’e kadar ertelenmesini öngören yasa teklifi sunmuş geçen gün. Gerekçe olarak da binlerce kahvehane sahibinin ‘mağduriyetini’ öne sürmüş. Birçok ülkede sigara tüketiminin dramatik şekilde azalmasını sağlayan benzeri yasakların insan sağlığına faydasının ne önemi olabilir ki. Boş verin kanseri manseri yeter ki kahvehane sahipleri mağdur olmasın.
Evet, öldürücü muhalefet yapıyor CHP. Her nevi reforma sırf AKP yapıyor diye karşı çıkarak. Bu tutumuyla ilk başta kendi iktidar şansını öldürdüğünün farkında değil herhalde CHP.
Yeni fikirler, projeler üretmek bir yana, CHP sanki geçmiş yüzyılda donmuş kalmış. Genel Merkez’e her gittiğimde karşılaştığım ıssızlık her şeyi özetliyor gibi.
Belki de mart ayında yapılacak olan Büyük Kongre’de CHP içinde bu durumdan fevkalade rahatsız olan birçok parti üyesinin nihayet biraraya gelip Deniz Baykal’ın yerine yeni bir lider seçebilir hayallerim de bu hafta gömüldü gitti. Zira bu düşüncede olan CHP’li kaynaklarımız büyük güven ile Baykal’ın etrafındaki dinozorların bu kez saf dışı bırakılacağını vaat ederken “Peki Baykal ne olacak” diye sorduğumuzda hafif mahcup şekilde, yerini koruyacağını itiraf ediyorlar.
Baykal duracak ama bütün kurmayları gidecek? Öyle mi? Peki, bu durumda ne değişecek? Kaynaklarıma göre her şey. Üniversitelerde başörtüsü yasağının kalkmasına engel olunmayacak. Kürt dilinde eğitime destek verilecek. Yeni anayasaya keza öyle.
Peki, Kürt sorununa nasıl bir çözüm öneriyor CHP’deki ‘yenilikçiler’?
Hemen, 1989’da yayımladıkları gerçekten de cesur öneriler içeren Kürt raporundan söz ediyorlar. Peki nasıl oluyor da, Türk nüfusunun üçte birinin henüz doğmadığı yıllarda kaleme alınan bu raporda sıralanan tedbirlerin gerisinde kalan AKP’nin girişimlerine “hayır” diyebiliyorlar? Bütün sorun, hükümetin bu işi bu kadar aceleye getirmesiymiş. Oysa değişim “yavaş yavaş, sindire sindire alıştıra alıştıra” olurmuş.
Acaba rahmetli Atatürk saltanatı, hilafeti kaldırırken, alfabeyi değiştirirken, kadınlara kanunların önünde eşitlik ve oy hakkı verirken böyle bir taktik uygulasaydı ne kadar başarılı olurdu? Merak ediyorum. “Hadi sivrilik yapma, sus” diyorum kendi kendime. Ve inatla CHP’den umut vaat eden sözler bekliyorum.
Onlarda umuttan bol ne var ki! Kaynaklarımın hesaplarına göre CHP bu ‘yeni’ şekliyle seçimden ikinci parti, MHP de üçüncü parti olarak çıkacak. CHP önderliğinde MHP ile koalisyon kurulacak ve Türkiye’nin bütün sorunları çözülecek, zira CHP’siz, Türkiye’nin hiç bir sorunu çözülemezmiş. “Elli yıldır neden çözemediler” diye soracak oluyorum ama bunun yerine “CHP’siz neden olmaz” şeklindeki soruya aldığım cevap ölümcül darbeyi vuruyor. “CHP devletin içinden gelen parti” diyor kaynağımız. Doğruyu söylüyor, ve tam da bu kimliğinden kopamadığı için başarısızlığa mahkûm değil mi CHP? Kaldı ki devlet değişiyor ve sahipleri de. Dolayısıyla CHP de bu anlamda gittikçe yalnızlaşıyor. Sırtını devlete değil halka dayandırmaya alıştığı gün CHP’nin yeniden umut vaat edeceği gün olacaktır.
www.taraf.com.tr
|