Ağaçlar yavaşça sendelenmeye başladı. Hafif rüzgar ardındaki poyraz, dökülmeye başlayacak az sonra yapraklar...Perşembenin gelişi nasıl çarşambadan belli ediyorsa, günlerdir gözlerim nemli, yüreğimdeki sıcaklık adam gibi 40 derece üzeri ve sen gene beynimdeki kıvılcımlarda yüreğime akan damlacıklar misali en cehennem karanlıklarımda bile içime gün gibi doğuyorsun....
Göz renginde kuşağı renkleri bulunuyor. Avuçlarındaki çizikler kaderine işliyor ve sen bana geliyorsun düpedüz, avuçların ellerimde, içimde tarifi imkansız bedbahtlıklar, sana koşup gelemeyişlerimin ürkütücü düşlemleri içimde yansımakta, bir bilet kesişim kısaltabilecek aramızdaki en uzak mesafeleri, o zaman belki; sadık olacağız randevumuza, kimbilir; belki bir gün bir uçağın kanatları arasında, bir tren vagonunda, bir vapurun güvertesindeki ıslık sesiyle, kuşluk vakitlerinden önce sana gelmelerim yakın olmaya başlayacak...
Uzaksın tamı tamına üç defa bin üç yüz kilometre mesafede, Piramitlerin sıklığında sayısızca tren vagonu, uçak bileti, vapur ıslığı arasında seni o kadar çok yoğun yaşıyorum ki, hani sen şiirler yazıyorsun, sevda üzerine şiirler, hani senden başka kimsenin dokunamadığı ve dokunmaya cesaret bile edemediği, hatta kuramadığı cümlelerin çizikleriyle resimler çiziyorsun, kederli şarkılar okuyorsun"gel al beni rıhtımına, vuslat ın adıdır; aşk-ı memnu...
Ben her zaman ki bildiğin yalnız gemi, sen ise rıhtımda bekleyen teveccühüm, söyle bakim kaç zaman daha orada bekleyeduracaksın; "benim hiç mi hiç, zamanım kalmadı; zamanım kalmadı, çünkü; göçüp şöyle dört bir alemden uzak, kızılca kıyamet figanıyla teslim olma dileğimi yerine getireceğim, çok görmezsen bunu bana, dileğimi yerine getirmemi bekle sebebimsin sen ey! Aşk-ı memnu...
Şimdi en yakışıklı halimi saracak bir parça cepsiz bez için, sakalları arasında sırıtırken, elinde makasıyla kendi hesabına uygun ölçüden şaşmayan en seçkin manifaturacımız ve trikotajcımız, en güzel en kaliteli gabardin, Perlon, karamandola, kapitone, jarse, şetlant markalı pelüşleri, fasone marka haliyle biçecektir. Bir defa doğar insan son defa ölürmüş, yaşayıp her gün ölmek yerine biz bugün ölelim dostlar, makas keserken, diyor bizimki şöyle; "yirmi santim fazla olsun yetmeyebilir.....
Dilimden dökülen, sözlerinin buraya yazılışı bana ait olan ve bunu şarkıya döküp her kim söylüyorsa düetiyle helal olsun. Bu sözleri en güzel nağmeleri sana bergüzar eğliyorum. "Aşkına varmı çare, Gönlümde bunca yare, sızlıyor senin uğruna, Dağlarına dargınım, yollarına yorgunum, gözlerine sürgünüm yar, sensizlik bana zulüm, kalbimde açan gülüm, yar gelmezse gelsin ölüm....
Kapkara gözleriniz yüreğinizle birlikte iken; inşallah cehennem ateşinden uzak olur; Rabbin buyurduğu Lütuf-i aşklar ile esen kalınız....
|