Taş atmak çocukluğun milli sporudur bir yerde.
Mahalle savaşlarında sonunu düşünmeden sallar taşı karşı tarafa çocuk.
Çünkü o kitabı hiç okumasa da her çocuğun içinde bir Nemeçek yatar.
Kara trenin kara vagonlarını taşlamak adeta ibadettir çocuklukta, günde iki vakit...
Peki, ağaçtan ayva düşürmek isterken cam kırmayan çocuk, çocukluğunu yaşamış mıdır?
Kartopunun içine taş koymak kalleşliktir amenna...
Ama birileri teneffüslerde yapılan savaşın en sıcak anında eline tutuşturuverir kalleş topunu, sallarsın ilk aşkının kafasını kırarsın.
Ben çok taş attım büyüdüğüm taşra şehrinde.
Cam da kırdım, kafa da yardım, kara tren vesilesiyle devlet malına da zarar verdim.
Epey de sopa yedim karşılığında, ondan bundan...
15 yaşındaki Batmanlı Berivan ise güvenlik güçlerine taş attığı iddiasıyla jet hızıyla yedi yıl bilmem kaç ay hapis cezası aldı.
Üzerlerine “taş atan” sıfatı devletin balisiyle yapıştırılan diğer binlerce çocuk gibi o da artık cezaevinde.
Yedi küsur yıl hapiste kalmak nasıl bir şey fikriniz var mı?
Ya da şöyle soralım. Yedi saat nezarette gözaltında kaldınız mı hiç?
Berivan bizim gazeteye yolladığı mektupta polise taş atmadığını söyleyip, “acı çekiyorum, kurtarın beni buradan” demiş.
O günden beri arkadaşlarla birbirimize çocukluğumuzdaki taş atma hikâyelerini anlatıyoruz.
Ve Berivan’la aynı yaşlarda olan çocuklarımızı, yeğenlerimizi, yakınlarımızı düşünüyoruz.
Üzerine titrediğiniz küçük bir kız çocuğunun demir parmaklıkların ardında seneler geçireceğini düşünebiliyor musunuz?
Biz yapamıyoruz, içip içip unutmak istiyoruz. Ama nafile, paniğin de atağın da feriştahını geçiriyoruz.
Sonra soruyoruz birbirimize.
Memleketin batısında değil de doğusunda çocuk olsaydık ayva ağacına attığımız taşın hedefinde polis olur muydu?
O zamanlar ki halini düşünen hiç kimse, “olmazdı” diyemiyor.
Ama gel gör, öyle bir adalet ki memleketin batısındaki taş ile doğusundaki taş bile terazide aynı çekmiyor.
İzmir’de Kürt taşlamak hürriyet, Batman’da taş attığı iddia edilmek yedi küsur yıl...
Ve ne yazık ki, herkes daha fazla hürriyet istiyor!
Ve taşçı
Tam bu ruh halinin üstüne, Güneydoğu’dan ailesiyle İstanbul’a göçmüş bir Kürt çocukla tanıştım.
Göçmüş demeyelim de, aile kalan son çocuklarını kurtarmak için buralara kaçmış diyelim.
Yedi kardeşmişler bir zamanlar.
Anladığım kadarıyla iki abisi kaçırılmış ve senelerdir haber yokmuş, diğer abisi ise bunun üzerine dağa çıkmış.
Son olarak da benim tanıştığım 10 yaşındaki A. polise taş attığı gerekçesiyle gözaltına alınıp serbest bırakılınca aile buradaki akrabalarının yanına gelmiş.
A. 10 yaşında ama doğru dürüst Türkçe okuma yazma bilmiyor hâlâ.
Buradaki öğretmen oğlunuza özel ders aldırın ya da kaydını donduralım bir sene Türkçe okuma yazma öğretelim demiş galiba.
Böylece bir arkadaşımız vasıtasıyla bizim Vatoz’a ulaşmışlar.
Onun Güneydoğu’daki askerliği esnasında köy çocuklarına okuma yazma öğretmişliği vardır sonuçta.
Geçen gün başladılar derslere.
Dersten sonra biraz sohbet ettik.
A. ile aramızda geçen diyalogun son bölümünü yorumsuz aktarmak istiyorum:
– Seni gözaltına aldıklarında taş atmış mıydın polislere?
– Evet... Ondan getirdi ya babam bizi buraya...
– Peki neden taş atıyordunuz?
– Kızıyorduk biz onlara... Sen bizim oraları hiç görmedin abi...
– Gördüm bazı yerleri...
– Ondan attık işte... Kızdığımız için onlara...
– Anladım...
– Burdaki çocuklar hiç taş atmaz mı?
– Çocuklar pek atmaz.
– Niye abi burada polis yok mu?
– Var tabii ama burasıyla orası farklı.
– Peki bişey sorucam, burdaki çocuklar taş atmıyorsa hangi oyunu oynuyor?
– ...
Mühim not: Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Sayın Aliye Kavaf, sizden çok mühim bir ricam var. Haitili deprem mağduru kimsesiz kalmış çocukları evlat edinme konusunu eşim günlerdir araştırıyor ama duvara toslamış durumda. Hırs yapıp, Çocuk Esirgeme Kurumu da dahil bir çok yerdeki yetkiliden bilgi aldı ama sonuç çıkmadı. Anladığımız şu: Türkiye ile Haiti arasında bu konuda bir protokol olmadığı için bir Türkün oradaki bir çocuğu evlat edinmesi imkânsız. Ayrıca onlarca Türk ailenin daha aynı talepte bulunduğunu ama sonuç alamadığını öğrendik. Durum böyle midir gerçekten? Bir açıklama rica ediyoruz...
www.taraf.com.tr
|