YAZARLAR
Haci Bozkurt
Hırsla Kalkan zararla Oturur
MİSAFİR YAZARLAR
Ahmet Altan
Başörtüsü
Demiray Oral
Referandum hastasıyız
Amberin Zaman
‘Tamer Bey’
Ayhan Aktar
13 eylülü düşünmek...
SON VİDEOLAR
  • Turan Şengül Martı
  • Nurettin Rençber - Karagül
  • Nurettin Rençber - Yalan
  • Ahmet Kaya - Cenaze Töreni
  • Kahtalı Mıcı-Siz Gidin Biz Gelog
  • Deniz Toprak - Hazan Nedir
  • Doğa İçin Çal 2 - Uzun ince bir yoldayım
  • Nurettin Rençber - İçimdeki Ateş
  • Kahtalı İbo - Mışko
  • Agire Jiyan - Helin
  • Börgenekli Yusuf - Memealan
  • Agire Jiyan Rehşan
  • YENİ PROGRAMLAR
  • ZipGenius 6.3.1.2610
  • Driver Magician Lite 3.67
  • SUMo 2.10.0.95
  • BeFaster 4.2
  • sXe Injected 11.0 fix3
  • System Spec 2.78
  • Comodo Cloud Scanner 2.0.157623.12
  • İzbel Toplu Mail Programı 2.0.0.12
  • Gelen - Giden Evrak Kayıt programı V.odh01
  • WebShot 1.78
  • E-RANDEVU
    Yazara Ait Tüm Yazılar
      Amberin Zaman

              amberin@superonline.com
             BASEL’DE KÜRT OLMAK

    BASEL
    Geçtiğimiz hafta sonu çiçeği burnunda Kürt İsviçre Topluluğu’nun düzenlediği bir panele katılmak için İsviçre’nin Basel kentinde bulundum. Ama sanki Basel’de değil de 1990’ların Güneydoğusu’ndaymışım gibi hissettim kendimi. Zira beni ve eski DTP milletvekili Aysel Tuğluk’u dinlemeye gelen insanların önemli bir bölümü siyasi mülteciydi. Anlattıkları hikâyeler acı doluydu. Bu yaralı topluluğun karşısına geçip Türkiye’de iyi şeylerin de olduğunu anlatmak hiç de kolay olmadı. Aralarında 80 darbesi döneminde Diyarbakır cezaevinde yatıp tarifsiz işkencelerden geçen vardı. ‘Örgüt propagandası’ yapma suçundan ceza almış yeni gelmiş gençler de vardı. Bir de bu sütunda ‘taş atan’ çocuklar için verdiği mücadele ile tanıttığımız İnsan Hakları Derneğin Adana Şube Başkanı Ethem Açıkalın’ı görünce karşımda bayağı bir şok geçirdim. “Burada ne işiniz var” diye sorduğumda “İltica etmek zorunda kaldım” dedi yorgun ve hüzünlü bir ifadeyle. Aleyhinde açılan davalar o kadar birikmiş ki çareyi tanımadığı bir ülkede mülteci kampına sığınmakta bulmuş. İşin acı tarafı çocukların yargılanmasına yol açan TCK’nın 314/3-220/6 No’lu maddesinden, yani terör örgütü adına eylem yapmaktan suçlanıyor. Oysa Açıkalın’ın aktardığına göre, AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt bu kanunun en kısa zamanda değişeceğine dair kendisine söz vermiş. Netice ortada. Bini aşkın çocuk şu anda yargılanıyor veya cezaevinde. Adana’da sevgili annesiyle yaşayan Ethem Açıkalın da gurbet denen cezaevinde.

    AKP’nin Kürt açılımını gel de savun.

    İsviçre gibi yabancılara kapalı bir ülkenin Türkiye’den başvuruda bulunan siyasi mültecilere bu aralar kolaylık tanıyor olması, Türkiye’nin insan hakları sicilinin yeniden kötüye doğru gidiyor olmasının en somut ifadesi. Dinlediğim onca hikâye arasında beni en çok sarsanı, belki de ismini kullanmama izin vermediği için ‘Delal’ adını vereceğim genç bir kadına aitti. Delal 13 nüfuslu bir ailenin en küçük kızı. Adana’da doğmuş. Daha küçük yaştayken annesi ölmüş. Kürtçeden başka bir dil bilmeyen annesini kaybedince Delal, Kürtçesini de kaybetmiş. Hızlı bir asimilasyon sürecine girip ‘Türk’ olmaya gayret etmiş. Okulda parlak bir öğrenci olan Delal babasının ve kendisine sürekli şiddet uygulayan ağabeyinin “başını ört yoksa okula göndermeyiz” tehditleri karşısında ilk önce başını örtmüş. Ama sonunda ölümü dahi göz alarak evden kaçmış. “Ya beni olduğum gibi kabul edersiniz ya da eve dönmem” diye diretince ailesi de bu şartlarını kabul etmiş. Bu dirençli ve cesur kızın, köyleri yakılıp yıkıldığı için Adana’ya yerleşen Kürt ailelerin hikâyelerini duydukça içinde öfke birikmiş ve aynı zamanda Kürt kimliğinin tohumları da ekilmiş. 18 yaşındaki bu başarılı öğrenci üniversiteye gitmek yerine dağa çıkmayı tercih etmiş. Dağda dört yıl geçirdikten sonra ‘siyaset’ yapmak için Türkiye’ye dönünce ihbar üzerine gözaltına alınıp bir hafta boyunca ağır işkence görmüş. Ardından üç yıl Bakırköy cezaevinde yatmış. “Denizin kokusunu alıyorduk, martıları duyuyorduk ama sadece duvar vardı karşımızda” diye anımsıyor o günlerini Delal. Cezaevinden çıktığında yeniden DTP’de görev almış ve 2006 yılında polisin engellemeye çalıştığı bir etkinlik sırasında o kadar ağır dayak yemiş ki kafatası çatlamış omurgaları ve çenesi kırılmış. Günlerce kan kusmuş ve mutlak bir ölümden mucizevî biçimde dönmüş. Ve aleyhinde biriken davalar karşısında o da soluğu İsviçre’de bulmuş.

    Evet, 2006 yılında, yani AKP iktidarının dördüncü yılında polisten yediği dayaklar yüzünden neredeyse canından oluyormuş. ‘Örgüt’ ile herhangi bir bağı kalmadığını ve şiddete asla bulaşmadığını söyleyen Delal şu günlerde Almanca öğrenmek ile meşgul. Delal’i öptüğümde yanakları elma kokuyordu. “Ne güzel” dediğimde “Dağlarda daha güzel kokuyordum” karşılığını verdi.

    Bu genç kadına AKP’nin bir şeyleri düzeltmeye çalıştığını hangi yüzle anlatabilirdim. Ama işin en ilginç tarafı bizi izleyen 500’e yakın kişi sabırla beni dinledi. AKP’nin darbelerle, kapatma davaları ile boğuşurken Kürt sorunu konusunda atmak istediği adımların kolay olmadığının altını çizdim. Ve PKK’nın Reşadiye saldırısının AKP’nin elini kolunu iyice bağladığını savundum. Yuhalanmayı beklerken tam tersine konuşmamın sonunda en az elli kişi yanıma gelip bana teşekkür etti. Nedeni basit; insanlar ümide susamış, güzel şeyler duymak istiyorlar. Çoğu da memleketlerine, Türkiye’ye dönmek istiyor. Bu insanları geri kazanmanın yolunu mutlaka bulmamız lazım.

    Bu hafta Neşe Düzel’e konuşan Mustafa Erdoğan’ın söylediği gibi AKP bir yandan ‘çözüm’ derken beri yandan binlerce insanı tutuklatıp duruyor. Kürt sorununu, Kürt siyasetçileri devre dışı bırakarak –Ahmet Altan’ın ifade ettiği gibi- “sadece kendisinin yararlanacağı bir siyasi ranta çevirmek istiyor”. Kürt kimliğini tanıtmak için bunca bedel ödemiş insanlar nasıl yok sayılabilir ki? Onları katmadıkça sen istediğin kadar reform yap, onlar çıtayı devamlı yükselteceklerdir ve bu kısır döngü devam edip gidecektir. Ve nice Delaller dağa çıkmaya devam edecektir. Yazık. Hepimize yazık.

    Not:
    Basel’de gösterdikleri misafirperverlikten ötürü başta Atilla Toptaş ve Edibe ve Roza Goelgeli olmak üzere tüm Kürt İsviçre Topluluk üyelerine teşekkür ediyorum.


    www.taraf.com.tr

    2010-02-14 Bu yazı  1286  kere okundu
    Son Yazıları:

    ‘Tamer Bey’
    Basel’de Kürt olmak
    Kürdistan’da aşk ve ihanet
    Sandıktan esas patates çıkar
    Kürt açılımında samimiyetin ölçüsü çocuklar
    Ahmet Türk’ü anlamak
    TRT Şeş
    YORUMLAR
    Otogar İhalesinde Neler Oluyor?
    Kahta otogarında kiralama süreleri dolan 5 yazıhanenin ihalesi bir türlü yapılamıyor.
    İhaleler Gizlenerek Kimlere Rant Sağlanıyor ?
    Kahta’daki bazı kurumların ihaleleri mahallinde ilan etmeyip adeta saklanarak bazı çevrelere rant sağladığı dedikosu yayılmaya başladı.
    HAVA DURUMU
    Yarın:   En Yüksek: 34°C  Düşük: 21°C  
    Saat Hava Sıcaklık °C
    05:00 Hava açık 23 oC
    08:00 Hava açık 28 oC
    11:00 Hava açık 35 oC
    14:00 Hava açık 36 oC
    FLASH OYUNLAR
    Burçlar - Burç oku - Fal Günlük yorumlar
    Günlük Burç Yorumları
    Gazete Haberleri oku - Hürriyet gazetesi, Sabah, Posta, Milliyet, kibris gazete
    | iletisim |   Adsl Borç Sorgulama | Arsameia | Bankalar | Cendere Köprüsü | Coğrafi Konum | Eski Kahta Kalesi | Kahta Tarihi | Kommagene Festivali | Milletvekillerimiz | Milli Park | Nemrut Dağı | Nemrut Dağının Gizemi | PHP Bot | Sanatçılar | Önemli Linkler | 3 Boyutlu Nemrut | Son Depremler | Gerekli siteler: Google | Youtube
    Webmaster: AYDIN DEMİRCİ Rss Feed Haber Akışı..
    Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits